SinanCanan.net

Kişisel bir sayfa…

Kaos Teorisi ve Salih Amca…

Posted by Sinan Canan Temmuz 30, 2007

Yarın şöyle güzel bir piknik yapmayı düşünüyorsunuz. Yapacağınız ilk işlerden bir tanesi, piknik için alış veriş yapmadan önce, televizyon veya radyodan ‘hava durumu’na bir göz atmak olur genellikle. Öyle ya, güzel beklentilerle çıkılan bir piknikten sırılsıklam bir halde kaçarak eve dönmek pek de hoş olmayacaktır. Peki, her gün izlemeye alıştığımız bu hava raporları nasıl elde ediliyor?

Meteoroloji bilimi oldukça karmaşık değişkenlerle uğraşır. Sürekli olarak havadan ve karadan alınan yüzlerce ölçümle, önümüzdeki birkaç günün hava tahmini yapılmaya çalışılır. Tahminler 3-4 günlük bir aralık için oldukça isabetli olabilirken, genellikle daha uzun süreler için tahminlerdeki isabet oranları düşmeye başlar. Hatta birkaç hafta sonraki hava hakkında tahmin yapmanız neredeyse imkânsızdır. Daha da kötüsü bu kısıtlılık, teknolojik yetersizlikten kaynaklanan, ileride bir gün üstesinden gelmeyi umabileceğimiz bir takım yetersizliklerden dolayı değildir. Uğraştığımız şey, yani atmosfer, kaotik bir sistemdir (Bkz. Kaosu Anlamak). Ölçüm yaptığınız an itibariyle gözden kaçırabileceğiniz (adeta bir kelebeğin kanat çırpması kadar) çok minik bir değişiklik, yapacağınız tahminlerin bir süre sonra gerçek hava koşullarıyla ilgisiz hale gelmesine neden olur. Çünkü tüm kaotik sistemler gibi atmosfer olayları da ‘başlangıç şartlarına çok hassas bir biçimde bağlı’dır. Dünyanın tüm yüzeyini aralarında birkaç santimetre aralık olan ölçüm cihazlarıyla donatsanız ve her cihazdan saniyede bir ölçüm alsanız bile, cihazlar arasındaki boşluklarda ve saniyeler arasındaki zaman dilimlerinde gözünüzden kaçan minik hadiseler, zamana bağlı tahminlerinizin kesin olmasını engelleyecektir. Kısacası, bu aşılamaz kesinlik engelinden dolayı, televizyonlarda ve meteoroloji sitelerinde ancak birkaç günlük hava tahminlerini izleyebiliyoruz.

Günümüz bilimsel bulguları bizlere daha uzun süre hava tahmini yapmayı yasaklarken, bu yasağı hiçe sayan birisiyle ilgili ilginç bir araştırmadan haberim oldu geçenlerde. Ekolojik araştırmalar amacıyla Anadolu’yu karış karış gezen bir dostum, bana ‘Salih amca’dan bahsetti. Salih amca, Anadolu köylerinden birinde yaşamını sürdüren bir yörük ve ilginç bir uzmanlık alanı var. Yılın belli bir zamanında, genellikle Ağustos ayının ikinci yarısında kırlara çıkarak 12 günlük bir süre boyunca tabiatı gözlemliyor. Oldukça dikkatli ve ayrıntılı bir şekilde gerçekleştirdiği bu gözlemlerin ardından, gözlem süresinin bitiminden itibaren bir yıllık bir süre için çok cesur hava tahminleri yapıyor. Kendi ifadesine göre gözlem yaptığı on iki günün her birisi bir aya karşılık gelirken, her günün öğleden öncesi karşılık geldiği ayın ilk yarısına, öğleden sonrası ise ikinci yarısına dair işaretler taşıyor. Şaşırtıcı olanı şu ki Salih amca’nın tahminlerinde yakaladığı isabet modern meteorolojinin sağlayabileceğinin çok çok üzerinde ve köylüler bütün işlerinin Salih amca’nın tahminlerine göre düzenliyorlar…

Olayı aktaran arkadaşım benden fikrimi soruyordu, ‘böyle bir şey bilimsel olarak açıklanabilir mi?’ diyerek. Bu şaşırtıcı olayı duyduğumda, ilk tepkim şaşırmak, hatta biraz ‘inanmazlık’ oldu. Fakat konuşma ilerledikçe, (ve bir ara 5 yaşındaki kızımın günlerce önce bir kağıda çizip mutfaktaki buzdolabına yapıştırdığı renkli sarmal şekli gözüme ilişiverince) uzunca bir süredir amatör bir merak olarak ilgilendiğim ‘fraktal geometri’nin, kaos fiziğinin ve yeni bilimsel paradigmaların özelliklerini düşünüp bu olayla ilintilendirme fikri uyandı bende. Böylece sanıyorum Salih amca’nın yaptığı şeyi biraz olsun anlama imkânım oldu. Şöyle ki:

Fraktaller, kaosun resmi olarak da adlandırılan, karmaşık matematiksel formüllere dayanan olağanüstü geometrik biçimlerdir (Bkz. Kaosun Resmi: Fraktaller). ‘Olağanüstü’ terimi lafın gelişi aslında; bu gün doğada son derece olağan olarak bulunan birçok biçimin, ağaçların dallarından tutun, akciğerlerimizdeki havayollarının dallanmalarından, karnıbahar bitkisinin veya gökteki bulutların o karmaşık şekillerine kadar neredeyse tüm doğal oluşumların, aslında ‘fraktal’ kurallara uyduğunu; yani ‘doğal fraktaller’ olduklarını biliyoruz artık.

Fraktaller, kaotik formüllerin bilgisayarlar marifetiyle defalarca (binlerce, bazen milyonlarca kez) tekrarlanması sonucu oluşturulan karmaşık biçimlerdir. Doğal biçim ve olaylarla da yadsınamaz bir takım bağlantılar içerirler. Çok ayrıntıya girmeden, fraktallerin bir-iki özelliğini kısaca tanımlamakta yarar var: Kaotiktirler, çünkü biçimleri, kendilerini oluşturan fomüllerin veya parametrelerin başlangıç şartlarına hassas olarak bağlıdır. Formüllerde çok küçük farka sahip iki başlangıç noktası, birbirinden çok farklı biçimleri üretebilir. Fraktallerin önemli bir başka özelliği ‘kendine benzerlik’ dediğimiz durumdur. Bunu aslında günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bir ağacın köklerinin ve dallarının dallanma sistemi ile, dallardan çıkan küçük dalların, bu dallardan çıkan yaprakların ve yapraklar üzerindeki damarlanmaların dallanma biçimleri benzerdir. Yani, dallanma örüntüsü, kendini değişik ölçeklerde, aynen olmasa da, tekrar eder (Daha ayrıntılı bilgi için bkz: Fraktaller: Kaosun Resmi başlıklı yazım).

Bu fraktal geometri özellikleri aslında kaotik sistemlerin de ortak özellikleridir. Kaotik sistemler de başlangıç koşlullarına hassas bir biçimde bağlıdırlar (yani hava durumu gibi kaotik bir sistem göz önüne alındığında, Pekin’de bir kelebeğin kanat çırpmasının, Texas’da bir fırtınanın kopmasına yol açabileceği söylenir; ki bu durum ‘kelebek etkisi’ olarak ünlenmiştir) ve küçük ölçeklerde kendine benzerlik özelliği sergilerler. İşte özellikle iklimsel olayların kaotik karakterde olması, Salih amca’nın yaptığı hava tahminlerini kısmen anlayabilmenin yolunu açıyor bizlere.

Hava koşulları ‘kaotik’ tabiatlı olduğundan, her ne kadar rasgele etkilerle başıboş bir seyir izliyormuş gibi gözükse de, içkin bir düzen içinde hareket ettiğini biliriz (Kırkikindi yağmurları veya Muson rüzgarları gibi periyodik hadiseler hep tekrarlanır). Eğer bu sistem kaotik ise ve küçük ölçeklerde kendine benzerlik özellikleri sergiliyorsa; sistemin seyir düzeninin zaman içindeki küçük bir parçasına bakarak, ileride izleyebileceği yollar ve geçireceği durumlar -bir dereceye kadar- öngörülebilir. Hatta şartlar uygun olduğu takdirde, değişik zaman pencerelerinde yapılan gözlemlerle yine farklı genişliklerde tahminler üretilebilir. Kuramsal olarak, nereye ve ne zaman bakacağınızı bilirseniz, bir saat gözlemle gününüzü; bir günlük bir gözlemle önünüzdeki bir yahut 10 yılı, kaba hatlarıyla öngörebilme olasılığınız var! Çünkü bu tip sistemlerde, kaotik ve fraktal bileşenlerin varlığına dair güçlü sinyaller var ve bu kanıtlar gün geçtikçe artıyor.

Bunu öngörebilmek için temel şartlardan birisi, sistemin böyle bir örüntüye sahip olduğunu ‘bilmek’, bir diğeri ise, küçük parçalardan daha büyük desenleri üretebilecek ‘algoritma’ya aşina olmak olsa gerektir. ‘Olsa gerektir’ terimini de boşuna kullanmadım; zira bilimsel olarak, bu tip büyük tahmin ve dönüşümler için böyle bir algoritma dönüşümü yapılamıyor; çünkü koşullar bizim geleneksel bilimsel yöntemlerimiz için çok karmaşık. Sınırlı sayıda değişkene sahip deneysel bir sistem için bu mümkünken, doğal koşullar, başedilemeyecek bir karmaşıklık (kaos) sergiliyorlar ve bu da onların formülleştirilmesini imkansızlaştırıyor. Bilim bu gün için sadece, oldukça kaba ve yaklaşık modeller üzerinden çalışmak durumunda.

Bu tahminleri, derin bir tevazu ile, yaşamlarını düzenlemek, ekim-dikim zamanlarını belirlemek gibi amaçlara yönelik yaşamsal bir veri olarak kullanan köylülerin, ‘bilime katkı yapmak’ veya ‘evreni anlamak/onu manipüle etmek’ gibi bir kaygıları da yok. Onlar belki de sadece -bir şekilde- bizim için hep orada olan mesajları okumayı biliyorlar. Gereken tek şey, yıllar içinde kazanılabilecek bir ‘tabiat bilgeliği’ gibi görünüyor.

Yolu ne olursa olsun, Salih amca ve hemşehrileri bunu belki de yüzyıllardır başarıyorlar. Belki de açıklama aramamız gereken yer, matematik ve fizik formüllerinin dışında bir yerdir. Zira henüz yörükleri, hesap makinasiyla uğraşırken bile gören yok! Tek üstünlükleri var; betonlar içinde sıkışmadan, tabiatın içinde geçen bir ömür…

Kısacası, kaybettiğimiz bilgelik muhtemelen dışarıda bir yerlerde bizi bekliyor…

Hatta belki de ‘içerde bir yerlerde’…

Yorum yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>